|

28
Ekim 2005
BAYRAMDA KÖYDE OLMAK VARDI…
Mübarek Ramazan Ayı bizi iyice tembelleştirdi… Sadece yazılarımızı
değil gazetedeki işlerimizi bile aksatır olduk… Zaten bana tembellik
çöktü mü tam çöker… Her şeyi boş veririm… Uykudan Sitemiz Genel
YayıYöneticisi Celal Demirbulut’un ‘Merhaba’sıyla uyandık… İyki de
uyandırmış…
Öncelikle son günlerde art arda Hakkın Rahmetine uğurladığımız
kişilerin üzüntüsü içinde olduğumuzu belirtmek istiyorum. Bir yıldır
köyümüzün üstünde kara bulutlar dolaşmakta. Önce sevgili genç
kardeşimiz Ali Taflan’ı kaybettik.Ardından Sami’nin Mehmet’inin
Kemali’nin 2 yaşındaki çocuğu… Sonra yine yürekler dağlayan bir
acıyı birlikte yaşadık. Rahman Demirbulut ağabeymizi kaybetmenin
acısı yüreklerimizden silinmeden Değerli Büyüğümüz, Kadir Amcamızı
Hakkın Rahmetine uğurladık… Allah mekanlarını cennet eylesin…
Yakınlarına, sevenlerine Allah’tan sabırlar diliyorum…

Yazarımız Mustafa
Çolakoğlu vatani görevini yapmak için
askere uğurladığı Savaş Çolakoğlu ve
diğer yeğenleri Barış ve Cem’le birlikte çektirdiği hatıra fotoğrafı
BAYRAM GELDİ HOŞ GELDİ
Her bayram sabahı annemin tatlı
sesiyle uyanırdım. Özellikle bayram sabahları evde bulunan bütün
aile fertlerinin erkenden kalkmaları gelenek haline gelmişti.
Öncelikle hep beraber kahvaltı yapılırdı. Allah’ın hikmeti bayram
kahvaltıları büyük neşe ve muhabbet içinde geçerdi. Daha sonra
Bayram Namazı’na gidilirdi. Köyde bayram sabahları çok büyük
hareketlilik, heyecan yaşanırdı. Bu yalnız insanlarda değil Allah’ın
yarattığı yerden göğe her canlı daha bir huşu daha bir canlılık
içinde olurdu. Sanki kuşlar farklı öter, çiçekler kokularını her
zamankinden farklı yayardı. Bayram Namazı’nı eda etmek için evden
çıkanlar önce cemaatin toplanması için kahvede toplanır, demli
çaylarını yudumlarken sigaralarını içerler, aralarında koyu
sohbetler ederlerdi. Herkesin yüzü güler, kimse kimseye, üzücü,
kırıcı bir laf etmezdi. Sonra namaz için camiye girilir ve namaz
sonrası topluca bayramlaşılırdı. Dargın olan, olmayan herkes
birbirine şefkat ve sevgiyle sarılırdı.
Hele çocukların keyfine değmeyin bayram sabahları... Herkes yeni
elbiselerini giyerdi… Büyüklerinden harçlıklarını alan çocuklar
kendilerine şekerler, misketler, bisküviler alırlardı. Bizim köydeki
kimi çocuklar ise paralarının çoğunu Tıpa Tabancasına yatırırlardı.
Mantar patladan ve oldukça iyi ses getiren bu tabancaları ben de çok
severdim…
Gurbette yaşayan bizler için şimdilerde bayramlar, sanki hüzün ve
zevklerin bir arada yaşandığı günler oluyor. Bir yandan ruhlarımızı
coşarken bir yandan da gönüllerimize adeta keder ve tasa bombalıyor…
Yine de ilerde ulaşacağımıza inandığımız hayallerimizle çoğu zaman
manevi hazlar duyarız. Her şeye rağmen bayramların o cıvıl cıvıl
sevgi ve neşe dolu canlılığı bize, sonbaharda da, kış ortasında da
bulunsak, taptaze bir yeni bahar armağan ediyor gibi gelir. Hepimiz
o aydınlık günlerde, tatlı bir hüzün, engin bir sevgi veya coşturan
bir ümit, içimizi dolduran bir sevinçle yeniden diriliyor gibi
oluruz.
Başta güzel köyümün güzel insanlarının olmak üzere; Yüce Türk
Milletinin, Mübarek Ramazan Bayramını kutlar, her Bayramın insanlık
adına daha çok mutluluku ve huzur getirmesini temenni ediyorum.
Mustafa Çolakoğlu
Mustafa Çolakoğlu'nun diğer yazıları
|