|

7
Nisan 2005
Mayerli Mehmet
Geleneklerin yaşatılmasında,
gelecekle kuvvetli bağlar kurulmasında ve insanlarımızın ortak
bir kültürde buluşmalarında şüphesiz ki geçmişin önemi büyüktür.
Biz millet olarak tarihimizle her zaman övünürüz, gurur duyarız,
mutlu oluruz. Tarihimizin özünde sevgi vardır, hoşgörü vardır,
dirlik ve düzen vardır. Türk milleti mazlumları korumuş,
haksızlıklar karşısında her zaman bayrak açmıştır.
Mayerli Mehmet’i hep merak
etmişimdir. Çocukluğumda babam zaman zaman bahsederdi. Bazen hep
düşünürdüm. Nasıl biri idi bu Mayerli Mehmet. Niçin kaçak
olmuştu, ne yerdi, ne içerdi nerelerde gezerdi. Onu isyan
ettiren, hayata küstüren neydi. Ben onu hep Mangana’yla
özleştirirdim. Onun için saklanmak için en uygun yerlerin
oralarda olduğunu hayal ederdim.
İki günlüğüne gittiğim Trabzon’da
anamı görmek ve ellerinden öpmek için son derece sınırlı
zamanımın ancak bir gününü Kaban’a ayırabilmek fırsatı buldum.
Ayrıntılı bir köy ziyaretini zamanımın kısıtlı olması
dolayısıyla gerçekleştiremedim. Yazın inşallah.
Kemal’in
işlettiği kahvede odun sobasının etrafında sohbet ederken bu
konuyu irdelemek aklıma geldi. Sobada Kızılağaç odunu. Çayır
çayır yanıyor. Dışarıda ise laba laba kar yağışı devam ediyor.
Soba’nın etrafında Ali Kuvvet, Cemal Demirkıran, Bekir Şahin,
Mustafa Taflan, Ahmet Taflan, Kemal Demirkıran, var.
Anlatılanlar dinlemeye değer.
Mayerli Mehmet’in hikayesi oldukça
ilginç. Mayerli Mehmet Gümüşhane taraflarında asker. O zamanlar
astsubay komutanıyla birlikte mermi kaçakçılığı yapıyorlar.
Mayerli askeri birliğinden getirdiği mermirleri Trabzon
yöresinde satıp gidiyor. Mayerli Mehmet yine birliğinden
aşırttığı mermileri satmak için memleketine geliyor. Bu arada
birliğinde Mayerli Mehmet için hiçte içaçıcı olmayan bir olay
oluyor. Depoda yapılan sayımda eksik mermiler anlaşılıyor.
Mermilerin akıbeti araştırılıyor. Mehmet’in işbirliği yaptığı
subay mermileri Mehmet’in kaçırdığını söylüyor ve suçu Mehmet’in
üzerine atıyor. Tabi Mehmet birliğine geri döndüğünde durum
Mehmet’e anlatılıyor ve Mehmet de askeri birliğinden kaçıyor.
Mehmet’in kaçtığını
öğrenen askerler Mayer’de harıl harıl Mehmet’i arıyorlar.
Jandarmalar hergün köyde. Mayerli Mehmet bir gün Mangana
ormanlarında bir gün Armuolda o dağ benim, bu tepe benim
dolaşıyor. Tabi bu arada jandarma Mehmet’i bulabilmek için
köylüye eziyet yapıyor. Hatta bu nedenle Manzuğun Mehmet,
İğbuğun Ahmet, Emrullah Aka ve birçok köylü defalarca
sorgulanıyor.
Anlatılanlara göre Mayerli Mehmet
haksızlığı hiç sevmezdi. O zamanlar Derecik’te herkesin korktuğu
bir Nahiye müdürü vardı. Mayerli Mehmet bir gece onun evine
giriyor. Tabi bu durum Nahiye müdürünün eşini korkutuyor. Ancak
Mehmet eşine “Gardaşım sen şurada otur sana bir şey yok” diyor
ve Nahiye Müdürü’nünün hazırladığı yemeği yiyor ve harçlık alıp
çıkıyor. Bir de Nahiye Müdürüne bir daha insanlara eziyet
etmemesini böyle bir durumda kendisini karşısında bulacağını
söylüyor.
Mayerli Mehmet’in zorbalık yapan
insanlara karşı durduğu, zenginlerden aldıklarını fakirlere
dağıttığı söylenir. Onunla ilgili daha bir çok olay anlatıldı
ama hepsini buraya almamız şimdilik zor. Zaman zaman belki
Mayerli Mehmet’in hayatından kesitlere burada yer verebiliriz.
Bu arada sitemizde yazdığı güzel
yazısında bana nazik teşekkürlerinden dolayı Taner Demirbulut’a
teşekkürlerimi sunuyorum. Gerçekten yazısında bizimde gönülden
katıldığımız dileklerini en iyi şekilde kaleme almış. Ben de
kendisini tebrik ediyorum.
Hoşçakalın
köyümün güzel insanları. Hepinize mutlu, sağlıklı, ve bol
kazançlı günler diliyorum. Gönlünüzden sevgi, yüzünüzden
gülücükler eksik olmasın
Mustafa Çolakoğlu
Mustafa Çolakoğlu'nun diğer yazıları
|