KÖYÜMÜZDEN YETİŞENLER YURT DIŞINDA YAŞAYANLAR ÜNİVERSİTE OKUYANLAR RESİMLERLE MAYERLİLER
ZİYARETÇİ DEFTERİ HABER ARŞİVİ SİZDEN GELENLER FORUM

Akçaabat'ın Köyleri

Karadeniz Fıkraları

 Linkler

Site Yönetimi Ana Sayfa

 

124 Temmuz 2007
Geçmişimiz gururumuzdur…
 

Hepimiz aynı topraklarda doğduk. Dinledik, duyduk, hissettik, bizim nesil biraz daha şanslı sayılır. Daha çok olaylara tanık olduk. Hasrete tanık olduk; yaşayamadığımız coşkuları, buhranları, sevdaları anlamaya çalıştık. Amaçlarımız hayata biraz anlam katabilmekti. Kimilerimiz baba yurdundan mecburen uzaklaştı, soluğu gurbet ellerde aldı. Aş için, iş için buna mecbur kalındı. Yerinden yurdundan uzaklaşmak hiç de kolay değildir.

Çocukluğumuzda dinlediğim masalları, hikayeleri unutabilmem mümkün mü. İnsanlar her zaman doğduğu yerlerin hasretini çeker diyorlar; doğrudur dedim. Hasreti çekilen sadece köyün, yolları, okulları değildir. Toprağın rengi, esen rüzgarı da hasreti çekilendir. Mesela ben yediğim mısır ekmeğinin tadına hasretim. Hasret öylesine bir şey dir ki insan tüm duyularıyla, benliğiyle, belleğiyle yaşıyor onu.

Mesela türkü söyleyerek fındık toplamayı özledim. Topladığım fındıkları çuvala dökmek ve o çuvalı sırtlayıp harmana taşımak. Bu da özlemdir, hasrettir.
Yok efendim memlekette her zaman yağmur yağarmış, çise, duman olurmuş. Varsın çiselesin hava durmadan. İşte ben bunu seviyorum. Çocukluğum bu havalarla haşır neşir geçti. Bu havalarda ben ineklerin peşinden koştum. Bu havalarda ben ormanlarda dolaştım.

Yıllar oldu turşu kavurması yemeyeli. Bol soğanlı. Yanında çay. Her sabah kahvaltımı turşu kavurmasıyla yapmak isterdim. İşte bu da bir hasrettir.

Çok bıldırcın tutmaya giderdik. Elimizde lüküsler. Üç beş arkadaş. Kimi zaman kaban çimenlerinde, kimi zaman litar taşlarında. Bir gecede 20-30 bıldırcın yakaladığımızı hatırlıyorum.

Köyümüz… Bizim köyümüz. Taşı da toprağı da bizim. Ben köyümün taşını, toprağını da öperim, hasret gideririm. Kuşlar nasıl isterse yuvalarına dönmeyi, ben de memleketime dönmeyi hep isterim. Kim istemez mısır ununda hamsiyi bakır tavada pişirip afiyetle yemeyi…

Mustafa Çolakoğlu

 
Mustafa Çolakoğlu'nun diğer yazıları

Mayer Deresi ve Köprüsü

14.06.2007

Hayat Devam Ediyor

08.05.2007

Mala'dan Trabzon'a

31.03.2007

İstanbul, İstanbul Olalı

06.02.2007

Yine geldi “KURBAN BAYRAMI”…

24.12.2006

Çayır, çimen, yaylalar…

15.11.2006

Bayramınız kutlu olsun…

24.10.2006

Herkese Teşekkürler

03.09.2006

Güzellikler içinde hüzün

02.08.2006

Mayer'in güzelliği tartışılmaz

18.05.2006

Bahar geldi köyüme

13.04.2006

Bir çınar devrildi

28.02.2006

Fırınlı Sobada Patates

02.02.2006

Ethem Çavuş’un Hüseyin

06.01.2006

Manganadan Armuol’a…

12.12.2005

Bayramda köyde olmak vardı...

28.10.2005

Karaağaçlar ve dere eşliğinde yemek

04.09 2005

Boranları da severim… Fırtınaları da…

10.06.2005

Büyük şeyler yapmak istedim

03.06.2005

Fener maçında çok kızdım

01.05.2005

Mayerli Mehmet

07.04.2005

İlkbaharı düşünüyorum

01.03.2005

Bent’ten Kapniza’ya

23.01.2005

Ey gidi Karayemiş

05.01.2005

 

 

 

 

Copyright © 2004-2005  Celal Demirbulut    celal@mayerli.com