|

1 Mart 2005
İlkbaharı düşünüyorum…
Her şeyin değerini
onu kaybedince ya da ondan uzaklaşınca daha iyi anlıyoruz. Bunu
gurbet ellerinde yaşayanlar herkesten fazla farkeder. Köyümüzün
dağları, çağlayarak akan dereleri, insanın için serinleten
masmavi gökyüzü, tertemiz havası benim ve benim gibi gurbet
ellerdeki hemşehrilerimizin gözünde tüter.
Ben mesela
köydeyken Kaban’dan Armuol’a yürüyerek gitmeyi çok severdim.
Bazen Armuol’dan Mala’ya oradan Kokana’ya iner sonra Mayer
Camiisi’nin yanına uğrar çayımı içer tekrar Litar Yokuşu’ndan
Kaban’a çıkardım. Bunu çok severek ve isteyerek yapardım. Ne de
iyi yapıyormuşum. İstanbul’da yürüyecek yol mu var. Tertemiz
hava mı var… Yok… Koskoca binalar… Arabalardan çıkan öksoz
dumanı, yüksek gürültü… Ve neticesinde herkesin yaşadığı stres…
Mayer Deresi’nin
yanından geçerken gözlerim sulara dalar giderdi. Ve hep şunu
düşünürdüm. Benim köyümde yaşayan insanlar ne kadar da saf ve
temiz kalpli. Köyde yaşayan insanlar merhametlerini, tabiata,
hayvanlara olan saf sevgilerini açık olarak belli ederlerdi,
sevgilerini gizlemezlerdi.
İlkbahar
beni çok duygulandırırdı. Sabah cıvıl cıvıl kuş sesleriyle
uyanmak… Pencereden baktığında her taraf yemyeşil… Erikler çiçek
açmış… Etrafda insanı deli eden toprak ve çiçek kokuları… Bir de
ben en çok fındık bahçelerinde türküler söylemeyi severdim.
Bazen kelebeklerin arkasından koşardım. Kelebekler apayrı bir
güzellik katardı yemyeşil fındık bahçelerine, çayırlara.
Kuşlar yuvalarını
ilk baharda yaparlar ve ben kuş yuvalarını bulduğumda çok
sevinirdim. Bazen onların yumurtalarını elime alır tekrar yerine
koyardım. Yavrular çıktığında onları sevmek de çok hoşuma
giderdi.
Şimdi fındıklar
yaprak açmaya başlamıştır. Biliyorum ki çimenliklerde,
ormanlarda, köyümün dağlarında rengarenk çiçekler açmaya
başlamıştır. Bahar mevsimi insanlar için yeni umutların
yeşerdiği aylardır. Yavaş yavaş her taraf yemyeşil olur. Mayer
deresi daha bir neşeli akar. Kuş sesleri çoğalır. Tarlalarda
çalışmalar artar…
Sitemizin
gelecekte birçok yeniliğe daha adım atacağına inanıyorum. Burada
daha çok dertleşip daha çok muhabbet edeceğiz. Yeter ki bu
konuda Celal’den desteklerimizi esirgemeyelim.
Yeni umutlarda, yeni güzelliklerde buluşmak
dileğiyle…
Mustafa Çolakoğlu
Mustafa Çolakoğlu'nun diğer yazıları
|