KÖYÜMÜZDEN YETİŞENLER YURT DIŞINDA YAŞAYANLAR ÜNİVERSİTE OKUYANLAR RESİMLERLE MAYERLİLER
ZİYARETCİ DEFTERİ HABER ARŞİVİ SİZDEN GELENLER FORUM

Akçaabat'ın Köyleri

Karadeniz Fıkraları

 Linkler

Site Admini Ana Sayfa

 

25 Kasım 2006

Manzal ve Dursun Baba

1940'lı yıllarda mayerde ağanın yanında Manzal adında bir hizmetçisi vardı .Ağa'nın bütün tarla işlerini o yapardı.

Yani ağanın emrindeydi.O dönemde Mayer ve cıvar köylerde eve lazım olan bütün ihtiyaçların temin edilebileceği en yakın yer Seradır.(yıldızlı beldesi)Mayer ile Sera arası eski güzerkahtan yaklaşık olarak 20km dir.O dönemde araba yolu olmadığından bu yol yaya olarak gidiş geliş 4-5 saat kadar sürer.     

        Günün birinde manzal yine ağanın tarla işlerini yapmış akşam olmuştur.Ağa ile ocak başında(ateşin)otururlar.Manzal yorgun mu yorgundur.Aralarında konuşup giderken ağa Manzala yarın Seraya gidilecek der.Ama niçin gidileceğini söylemez.Manzalda merak edip neden gidileceğini ağaya demez.Fakat ağa içinden Seradan    alacaklarını tasarlar.Ama Manzal bunu düşünemez.

        Gecenin ilerleyen vakti çoktan olmuştur.Ağa ile Manzal odalarına çekilerek yataklarına uzanır ve yatırlar.Manzal sabah olmadan Seraya gidip gelir.Ağa henüz yataktadır.Aradan bir müddet daha geçer ve sabah olur.Ağa yatağından kalkar,traşını olur ve kahvaltısını yapar.Ağa seraya gitmek için üstünü başını güzel bir biçimde giyinir.Manzala dönerek haydi şimdi gidelim Seraya der.Manzalda ağaya bakarak ağam ben Seraya gittim geldim der.Ağa gülümseyerek niye gittiğini söyler.Manzalda !ağam akşam Seraya gidilecek dedin ya,onun için der.Manzal ağa ile birlikde erzak almak için tekrar yorgun yorgun Sera ya gitmek zorunda kalır.

        Bu olay üzerine Mayer ve cıvar köylerde olmayacak bir iş için bir yerlere gidildiğinde  insanlar birbirlerine   manzal gibi giiiiit gel diye takılırlar.

                                                               *        *         *         *          *            *          *        *          *

        Buna benzer bir olayda aradan tam 70 yıl geçtikden sonra 1996 da yaşanır.Bilindiği gibi 1994-1996 lı yıllar Türkiye de ekonomik kıriz yıllarıdır.Bir çok esnaf iş yerini kapatır ve bir çok işçide işini kaybederek işsiz kalır.İşini kaybedende iş yerini kaybeden de başının çaresine bakmak zorunda kalır.

        Mayere hısım olan ayı zamanda ağa eniştesi çok

 sevdiğim ve arkadaşım Akçaabat'lı Dursun baba, çalışmak için Rusya'ya gitmeye karar verir.Yıl 1996 nın  5. ayıdır.O dönemde Dursun baba 27 yaşında uzun boylu yakışıklı bir delikanlıdır.Eniştemiz henüz 5 aylık evli çiçeği burnunda,ama zor oyun bozuyor(!).İyi bir sıvacı olan Dursun baba ve iki arkadaşı 800 dolar aylıkla Rusyada çalışmaya karar verirler.O dönemde Türkiye'de ekonomik kriz yaşandığı için mark-dolar fırlamış aldı başını gidiyordu.800 dolar iyi para ediyordu.Çalışan için cazip bir paraydı.O dönemde Rusya da bir doktor yüz dolar maaş la çalışıyordu.

        Neyseki bizim Dursun baba pasaportunu çıkarır ve 500 dolar da cebine koyar.Rusyaya gitmek için üç arkadaş ve şirket yetkilisiyle solukları Trabzon limanında alırlar.vapura binilir ve vapurun rotası Rusyanın liman şehri olan Sochi'dir.O zamanlarda Rusların akın akın geldikleri yerde Trabzondur.

        Vapurda çoğunlugu Rus olmakla birlikte yaklaşık 600 kişi vardır.Sochi yaklaşık 15 saaat kadar sürer.Sochide vapurdan inerler.Oradan Rusya'nın başka bir kenti olan Anaba'ya gıtmek için trene binerler.Bu yolculukta 7 saat kadar sürer.Yolculuk esnasında karanlık çöker.Trene alışık olmayan Trabzon insanı çok eski sayılan trenın sesınden etkılenir.Tren ha yıkıldı ha yıkılacak vaziyette yola devam ederler.Koca trende 4 türk vardır.Yabancı oldukları her halınden bellidir.Rusların gözleri hep bizim 4 Türk'ün üzerindedirler.Tren ıssız ıssız yerlerden geçiyor,is yok cis yok. kimi kimden sorarsın.Allaha emanet gidiyorlar.İçlerinden bizi burda trenden altına atsalar atarlar diyorlar. Ondan dolayı bizim Dursun baba ve arkadaşları hep tedirgindirler.Arada birde bizim Dursun baba kim anamızı belledide düştük habu yollara dediğide

oluyor.Sanki bizi Sibirya'ya götürüyorlar diyor.Neyseki gün açtı Anaba şehrine varıldı. Ama korkularından o gece yolculukta göz yummazlar.

         Dursun baba ve arkadaşlarını Rusya'ya götüren şirket yetkilisinin elamanı yolculumuz henüz bitmedi dedi.Buradanda otobüsle Grestnal şehrine gidilecegını soyledi. Buradanda otobüse binerek 5 saat kadar da Grestnal'a varırlar.Yine gözler bizim Türklerin üzerindedir.Bizim Dursun baba ve arkadaşları henüz trende giderken Rusya'da çalışmaktan vazgeçmişlerdır.Ama bunu yarı yolda sirket görevlisine söylemek

 yanlış olur. Çünkü masrafları şirket karşılıyordu.Neyseki çalışılacak yere varılır.Otel de 2 akşam kalırlar.Anlaşmada Rusya'ya varıldıgında kişi başı

 yüz er dolar alınacaktı.Şirket ise kişi başı 1000 er ruble  yanı 1.5 milyon değerinde Türk lirası uzatır.

Haliyle bizim Dursun babanın komiğine giderek parayı kabul etmez.

         Daha önce orada aynı şirkette çalışan Türk işçileriyle sohbet etme fırsatı bulurlar.İşçiler biz burada aylardır çalışıyoruz paramızın hepsinıi alamıyoruz.Yoksa burda 1 saat durmayız dediler.Bunu duyan Dursun baba ve arkadaşları hemen geri dönmenin yollarını ararlar.Biletlerı gizli alıp direk olarak soçhi limamına gelmek için otobüse binerler.Otobüse binmekle derin bir ooh.. çekerler.Otobüs yola devam ederken bir ara mola verir.Mola esnasında seyyar satıcının tezkahından muz satın almak isterler.Dursun baba ve arkadaşlarının sırtları otobüse dönüktü.Bu arada otobüs hareket eder ve gider.Orada bekleyen bir taksi durumu fark eder.Rus taksi şöförü işaretle ben sizi otobüse yetiştireyim der,dursun baba kaç paraya der,taksi 20 ruble ister.Paniğe kapılan dursun baba al sana 40 ruble. Lada marka taksi ile düştüler otobüsün peşine, taksinin ibresi 140 gösteriyor.Neyseki 40Km kadar gidildiğinde otobüsü yakalarlar.Otobüse binmekle Dursun baba derin bir ooh daha çeker.Yola devam ederek Sochi'ye varılır. Trabzon'a gelmek için vapura binmekle üçüncü bir ooh.. çeker ve soluklarını Trabzon limanında alırlar.

          Kaderin bu kadarına da pes doğrusu.70 yıl önce ağayı kurtaracı gözüyle görüp hizmetçi olan

Manzal ile, bügün belimi doğrulturum deyip ağaya enişte olan Dursun baba, yorgunlukları gitmeden sırtlarının teriyle birlikte, soluklarını deniz kenarında alırlar.

Buda oluyorki soluklanmak için Trabzon sahilleri bir numara.

  

                              Hüseyin Pektaş

__________________________________________________________________

Diğer Yazılar:

Manzal Ve Dursun                1 Ekim 2007
Sandığı Kim Yaktı                 25 Kasım 2006
Fındık Kurutma                     1 ocak 2006
Kore Gazisi                            30  Ekim  2005
Harakalı Hasan Ağa            20 Haziran 2005
Ziranoz Mahallesi                1  Mayıs  2005
Mayerli Mehmet               1  Mayıs  2005

 

Copyright © 2004-2005   Celal Demirbulut    celal@mayerli.com