KÖYÜMÜZDEN YETİŞENLER YURT DIŞINDA YAŞAYANLAR ÜNİVERSİTE OKUYANLAR RESİMLERLE MAYERLİLER
ZİYARETCİ DEFTERİ HABER ARŞİVİ SİZDEN GELENLER FORUM

Akçaabat'ın Köyleri

Karadeniz Fıkraları

 Linkler

Site Admini Ana Sayfa

 

24 Kasım 2006

Hz. Peygamberin devrinde Camii: Cami ve mescid kavramları Arapça cem kökünden türeyen,  “ toplayan, bir araya getiren “ anlamındaki camii kelimesi, başlangıçta sadece Cuma Namazı kılınan büyük mescitler için “ cemaati toplayan mescit “ tamlamasının kısaltılmış şeklidir. “ El- Mescidü’l- cami ” tabiri, Tebarani’nin bir rivayetine göre bizzat Hz. Peygamber tarafından kullanılmıştır. Ancak hadisin ravilerinden birinin tenkit edilmiş olmasını göz önüne alarak bu rivayeti ihtiyatla karşılamak gerekir. Bununla beraber bazı hadis senetlerinde geçen ifadelerden, bu tabirin tabiin döneminde kesin olarak kullanıldığını söylemek mümkündür. Hicri IV. ( Miladi X. ) yüzyılın başlarında “ camii “ kelimesi tek başına kullanılmaya başlanmıştır.  Kur’an-ı Kerim’de biri çoğul (Mehârib ) olmak üzere beş yerde geçen Mihrab kelimesi de dilcilerin çoğuna göre mescid anlamındadır. Mescid kelimesi Kur’an-ı Kerim’de tekil ve çoğul olarak, ayrıca sıfat tamlaması şeklinde birçok yerde geçmektedir.   

 Hz. Peygamber’imize yeryüzünde ilk inşa edilen camii hangisidir? Diye sorulduğunda “Mescidü’l – Haram “ diye cevap vermiştir.  Kur’an-ı Kerim’deki bazı ayetlerden Kâbe’nin Hz. İbrahim’den önce de var olduğu, ancak yıkılıp uzun zaman içinde yerinin kaybolduğu ve Hz. İbrahim (a.s.) tarafından bulunarak yeniden yapıldığı anlaşılmaktadır. Fakat Hz. İbrahim’den önce kimin tarafından inşa edildiği hususunda Kur’an’da herhangi bir bilgi yoktur. Rivayete göre Kâbe’nin ilk bânisi Hz. Âdem (a.s.) dır.   (Türkiye Diyanet Vakfı, İslam Ansiklopedisi, C.7, Camii Madde, Sayfa:46 ) Kâbe’yi ilk olarak Hz. Âdem’in (a.s.) inşa ettiği, Hz. İbrahim’in (a.s.) ise Nuh tufanında yıkılan binayı aynı temeller üzerinde yeniden yaptığı rivayet edilmektedir. Mescidü’l Haram’dan sonra yeryüzünde inşa edilen mescid “Mescidü’l Aksa”dır.

            İslam’ın ilk yıllarında Hz. Peygamber’imize yapılan baskı ve hakaretlere rağmen; zaman zaman mescid-i Haram’da Hacerü-l esved ile Rüknül yemani arasında namaz kılardı. Ayrıca evlerde, vadilerde gizlice ibadet ediyorlardı. Hz. Peygamber’in “mirbed”denilen ağılların, harmanların temiz bölümlerinde namaz kıldığı rivayet edilir. Hz. Ebu Bekir’in Mekke’deki evinin bahçesinde kendisi için yaptığı küçük mescid, özel olmakla beraber bir Müslüman tarafından inşa edilen ilk mesciddir. İlk Müslümanlar Darülerkam’ı bir mescid haline getirip burada namaz kılıyorlardı. Hz. Ömer, İslamiyet’i kabul ettikten sonra Müslümanlar Mescid’i Haram’da açıkça namaz kılmaya başladılar.

            İlk camii örneği Hz. Peygamber’in hicretiyle birlikte Medine’de inşa edilen “Mescid-i Küba ve Mescid-i Nebevi ile ortaya çıkmıştır.”Medine’de Müslümanların sayılarıyla orantılı olarak Mescid-i Nebevi’nin dışında çeşitli semtlerde dokuz mescidin daha yapıldığı bilinmektedir.

                         Daha sonra sırasıyla; Kahire’de Amr İbn-i As’ın yaptırdığı “Amr İbn-i As Mescidi.”

                         Hz. Ömer’in (r.a.) Kudüs’te yaptırdığı “Ömer Mescidi.”

                         Emevi Halifelerinden Velid’in Şam’da yaptırdığı “Ümeyye Camii.”

                         Abbasi Halifesi Mansur’un Bağdat’ta yaptırdığı “Camii Kebir” ve İspanya’da yapılan “Kurtuba Camii” İslam tarihinin ilk yıllarına ait önemli eserleridir.

            Cenab-ı Hakk, Hz. Peygamberi aynı zamanda öğretmen olarak da göndermiştir. (İbn Mace, Mukaddime, 17 ).  O, eğitim ve öğretim metodunun hedefini erdemli birey ve toplum olarak belirlemiştir.  Camiler, ilk dönemlerden itibaren İslam toplumunun eğitilmesinde önemli rol üstlenmişlerdir. Bu açıdan camiler, birer eğitim ve öğretim merkezleridir. İlk dönemlerde Mescid-i Nebevi’nin avlusuna yapılan suffelerde başlayan eğitim ve öğretim, camilerdeki eğitim ve öğretime temel teşkil etmiştir. Hz. Muhammed (S.A.V.)’in Mescid-i bir eğitim ve öğretim yeri olarak kullanılmış, sahabeyi burada eğitmişlerdir. Derslerde geçen söz ve hikmetleri kaçırmamak için - acil meşguliyeti olanlar – komşusu ya da iş ortağı ile nöbetleşe dersleri takip etmeye çalışırlardı. Medine’ye dışardan gelen ve yatacak yeri bulunmayan kimseler de suffelerde kalarak, Kur’an ve Hadis öğrenmişlerdir.

            …

Günümüze intikal etmiş bulunan büyük ilmi mirasın ve eserlerin ortaya çıkmasına zemin teşkil eden mekânlar yine camiler olagelmiştir. İmam-ı Azam, Ahmed b. Hanbel, İmam-ı Malik ve İmam-ı Şafii elde ettikleri bütün bilgileri camilerdeki ilim halkalarından almışlar yine camilerde aynı şekilde öğrencilerine nakletmişlerdir. İmam-ı Azam 30 senede 4.000 talebe yetiştirdi. Bunlardan 560’ı fıkıhta şöhret sahibidir.

            Horasan’ın en büyük şehri olan Merv’deki on kütüphanenin ikisi camide bulunuyordu. (Vakıf eserlerden oluşan, Aziziye ve Kemaliye denilen) bu iki kütüphaneden sadece birincide 12.000 civarında kitap vardı



                                                                                                                    
 Muhammet TOPAL

                                              Fındıklı Köyü Pelitli Mahallesi Camii İmam-Hatibi

 

Copyright © 2004  Celal Demirbulut    celal@mayerli.com